+90 216 390 92 43

Sosyal Medyada Biz}

KANSER VE BESLENME

KANSER

Genel anlamda kanser vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100’den fazla hastalık grubudur. Çok çeşitli kanser tipleri olmasına rağmen, hepsi anormal hücrelerin kontrol dışı çoğalması ile başlar. Tedavi edilmez ise ciddi rahatsızlıklara, hatta ölüme dahi neden olabilir.

Kalp hastalıklarından sonra dünyada en sık görülen ve birçok nedene bağlı olarak gelişebilen bir hastalıktır. Erkeklerde en sık görülen prostat kanseri iken kadınlarda meme kanseri insidansı daha yüksektir. Akciğer kanseri ise en fazla ölüme sebep olan kanser çeşididir. Fakat ölümlerin önlenmesinde, en önemli yol erken teşhistir.

Beslenmenin kansere olan etkileri, kalp sağlığı ile beslenme arasındaki ilişki kadar kesin olmasa da, yapılan araştırmalar sonucunda bireylerin beslenme alışkanlıklarının da, kanser oluşumuna neden olabileceği kanısına varılmıştır

BESLENME VE KANSERDEN KORUNMA

Kanser oluşumu birçok nedene bağlıdır. Genetik faktörler kadar yanlış beslenme de kansere yol açan nedenlerden biridir. Yapılan çalışmalar; beslenmenin, çoğu kanserlerde % 10 ile % 70 arasında etkili olduğunu göstermektedir. Beslenmemizi düzenleyerek kanserden korunabiliriz. Çünkü yapılan araştırmalar kanserin kalıtımsal faktörler yanında çevresel etkenlerden oluştuğunu belirtiyor.

Kanser Riskini Arttıran Faktörler

  • Sigara içmek
  • Bakteri ve virüs enfeksiyonları
  • Çok miktarda yapay kimyasallarının alınması
  • Alkol alımı
  • Radyasyona maruz kalma
  • Düzensiz yaşam, çok eşlilik
  • Aşırı yağ ve yağlı besin alımı
  • Taze sebze ve meyvelerin az alınması
  • Posalı (lifli) besinlerin az alımı
  • Olumsuz çalışma koşulları

KANSERDEN KORUNMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİZ?

Kişi ideal kilosunu korumaya çalışmalıdır.

Et, süt, tahıl, meyve- sebze ve yağ olmak üzere tüm besin gruplarından gün içinde uygun miktarlarda tüketilmelidir.

Günde 5 porsiyon meyve ve 2 porsiyon sebze yemeye dikkat edilmelidir. Meyve ve sebzeler beta-karoten, C Vitamini, E vitamini ve Selenyum içerir. Bu öğeler antioksidanttır ve hücreleri hasardan korur. Ayrıca immün (bağışıklık) sisteminin de sağlıklı olmasına yardım ederler. Kanser ve diğer hastalıkların oluşma riskini de azaltırlar. Birçok sebze ve meyve posa ve fitokimyasallar için düşük yağ ile alındığında mükemmel birer kaynaktır. Lutein brokoli ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bulunur. Lykopen domateste bulunur ve bu fitokimyasallar kanserle savaşmada rol alırlar.

Kanserden korunmada posa alımının çok önemlidir. Bu sebeple beyaz ekmek yerine çavdar, kepek veya tam buğday ekmeğini tercih edilmelidir. Kabuklarıyla yenebilen meyveler soyulmadan tüketilmelidir. Posadan zengin, yağdan fakir bir diyet kolon ve rektum kanserine karşı koruyucudur. Posa bağırsaktaki kanser yapıcı maddeleri kendi bünyesine alarak vücudumuzdan atılmasını sağlar. Kompleks karbonhidratları ve posadan zengin besinleri daha çok tüketmeye çalışın.

Kabuğu ile yenilebilir meyveleri, kuru baklagilleri, sebzeleri ve tam tahıl ürünlerini tercih edin.

İdeal kilonun korunması amacıyla, fazla şeker tüketiminden kaçınılmalıdır.

Pişirme yöntemi olarak fırında veya haşlamayı tercih edilmelidir. Kızartmalardan uzak durulmalı, yemekleri fazla kavurmadan pişirilmelidir.

Sigara içmemek ve içilen ortamlarda bulunmamak önemlidir.

Hareketsizlikten kaçınılmalı, günlük fiziksel aktiviteleri artırmaya özen gösterilmelidir. Haftada en az 2 gün spor yapılması sağlıklı bir yaşam için önemli koşullardandır.

Günde 2-2,5 litre su tüketilmelidir.

Çay ve kahve tüketimi azaltılmalıdır. Kahve içerken süt tozu yerine yarım yağlı süt kullanılabilir. Asitli içecekler, hazır meyve suları gibi şeker içeriği yüksek içecekler yerine, az şekerli komposto, hoşaf, taze sıkılmış meyve suları içilebilir.

Aşırı alkol alımından uzak durulmalıdır.

Brokoli, karnabahar, lahana gibi antioksidan içeriği yüksek besinlerin tüketim sıklığı artırılmalıdır.

Her türlü besinin iyi yıkanıp temiz hazırlanmasına özen gösterilmeli ve temiz su kullanılmalıdır.

Kızartma yağları tekrar tekrar kullanılmamalıdır.Yağlı yemeklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır

Yüksek yağlı diyetler sadece kalp hastalıkları için risk değildir. Meme, kolon ve prostat kanserleri de yüksek yağlı beslenme ile ilişkilidir, özellikle de hayvansal yağların yüksek olduğu diyetler. Hayvansal yağlarda genellikle doymuş yağ, kolesterol ve kalori yüksekken bol posalı besinler düşüktür. Besinleri düşük yağlı özellikle de doymuş yağdan fakir şekilde tüketmeye çalışın.
Günlük tuz tüketimi 5 gramın altında olmalıdır. Salamura, turşu gibi tuz oranı yüksek yiyeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır.

Salam, sosis ve tütsülenmiş yiyecek gruplarından mümkün olduğunca uzak durulmalıdır.

Gün içinde 2 bardak süt veya yoğurt tüketimi önemlidir.

Özellikle yaz mevsiminde direkt güneş ışığından kaçınılmalıdır.

 

KANSER TEDAVİSİNDE BESLENME

Kemoterapi  ve su tüketimi

Kemoterapinin yan etkilerinden biri de cilt kuruluğudur. Bu nedenle bu süreçte bol sıvı tüketmeniz önemli. Günde en az 2.5-3 litre su tüketmeyi ihmal etmeyin. Ayrıca, kemoterapinin yan etkisi olarak ishal gelişebiliyor. Bunun sonucunda da vücut fazla miktarda su kaybediyor. Bu su kaybını telafi edebilmek için de bol su tüketimi önem taşıyor. Proteinsiz kalmayın Kanserken tümör hücrelerinden salınan bazı maddeler nedeniyle kas yıkımı meydana geliyor ve hücrelerin yenilenmesi ile onarımı için çok önemli bir besin öğesi olan proteine olan ihtiyaç artıyor. Bu yüzden her öğünde protein kaynaklarına yer vermeniz çok önemli.

Karbonhidrat tüketimi

Metabolizmanın ana enerji kaynağını karbonhidratlar oluşturuyor. Bu nedenle, kanser tedavisi sürecinde artmış olan enerji gereksinimini karşılayabilmek için her öğünde 1-2 dilim tam tahıllı ekmek tüketilmeli ve öğünlerde çorba, makarna gibi diğer bazı karbonhidrat kaynaklarına yer verilmeli.

Öğünlerin sıklığı

Kanserli hücreler vücuda aç olmadığını düşündüren bir madde salgılıyor. Bu durum yalnızca birkaç gün sürebileceği gibi, tedavi boyunca da devam edebiliyor. Bu nedenle, iştahsızlıktan etkilenmemek ve yeteri kadar enerji alabilmek için az az ve sık sık beslenin.

İlaçlar ve besinlerin etkileşimleri

Kemoterapi esnasında doğru şekilde beslenmek yaşamsal önem taşıyor. Kemoterapi gören kişilerde greyfurt kemoterapi ilaçları ile etkileşime girerek bunların etkinliğini azaltacağı için bu kişilere greyfurt tüketimi önerilmiyor. Ayrıca bu süreçte ağız içerisinde aşırı hassasiyet oluşabileceği için domates, limon gibi asitli yiyecekler ve acılı baharatlar da tüketilmemeli. Aynı şekilde bu süreçte yutma güçlüğü de gelişebileceği için çok sert yiyecekler yerine daha yumuşak olanlar tercih edilmeli.

 Uzman Diyetisyen Burcu Şen

30 Haziran 2019
158 kez görüntülendi